Uzun zamandır kendime soruyordum. Memlekette hiç mi iyi bir şeyler olmuyor? Neden haberleri açtığım anda eniştesini bıçaklayan, komşusuna tecavüz eden insanlar, kafa kesen teröristler, işgal edilen ülkeler, açlık, kıtlık, yoksulluk, kötü ekonomi, enflasyon vs vs. Sonra dalga geçer gibi, insanları çok kastık biraz rahatlatalım. Japonyadaki hayvanat bahçesindeki sevimli panda!
Buna inanmıyordum, mutlaka iyi, insana umut veren, motive eden şeyler de olmalıydı. Ama bunlar neden haberlerde yoktu. Sonra taşlar yavaş yavaş yerine oturdu.
Daha önce okuduğum beynin çalışması üzerine yazılmış makalelerde beynin negatif şeylere daha ilgili olduğunu okumuştum. Bu zor olanla başa çıkmak, problemlere odaklanıp onları çözmeye çalışmak, hayatta kalmak gibi içgüdüsel nedenlerden dolayıymış. Facebook’da gördüğüm bir sayfadaki videoyla her şey yerine oturdu. Haberler kötü çünkü onlara ilgimiz daha çok, istemesekte. Ve bu sayede de beynimiz yıkanıyor.
SİZE KÖTÜ BİR HABERİMİZ VAR, BEYNİNİZ YIKANDI
Gördüğünüz, duyduğunuz, okuduğunuz her şey, düşünme şeklinizi etkiliyor. Adam Faver’ın empati kitabı şu şekilde başlar;
Yaşamınızın kontrolü sizde değil. Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz. Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz. Bu kitabı kapatabilirsiniz. O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz. Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz. Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece ‘isteklerinizin’ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.
Samantha Zinser 3 Mart 1991
Şimdi, haberleri izliyorsanız, insanların daha da kötüleştiğini, ortamın daha güvensiz, tehlikeli bir hale geldiğini görebilirsiniz ama gerçek böyle değil. Harvard’da yapılan bir araştırmaya göre şu an, bir insan olarak şimdiye kadar yaşadığımız en güvenli zaman. Adalet Bakanlığı ve FBI’ın web sitesindeki bilgilere göre, 1993’den bu yana silahlı saldırı sonucu olan cinayetlerde %39 oranında düşüş ile ölümle sonuçlanmayan silahlı saldırılarda %69 oranında düşüş gerçekleşmiş. Fakat haberleri izliyorsanız bu durumun tam tersi gibi düşünürsünüz. Her şey daha da kötüye gidiyor.
Dünyanın geri kalanını ele alalım. Dünya çapında savaştan ölen insanların sayısı 1950’li yıllara göre 1/12 oranında daha az. Şu an yaşayan bir insan için en güvenli zaman. Şimdi kendinize sorabilirsiniz eğer dünya daha iyi bir yere doğru gidiyorsa neden haberler bu kadar negatife odaklanıyor. Çünkü yayın kuruluşları beyninizin nasıl çalıştığının farkında. Beyniniz negatife odaklanma üzerine dizayn edilmiştir çünkü beyniniz sizi hayatta tutmaya çalışıyor bu yüzden de negatife odaklanıyor. Bu yüzden haberlerde ne kadar olumsuz şey olursa o kadar çok izliyorsunuz ve bağımlı hale geliyorsunuz ki bu da reklam verenler için tam da istenilen şey. Dolayısıyla tabiki daha olumsuz, tabiki dünya daha kötüye doğru gidiyor… ancak hiç bu kadar güvende olduğumuz bir an olmamıştı.
Peki bundan ne sonuç çıkartıyoruz. Haberleri izlemek ve dünyanın daha kötü bir yer olduğunu düşünmek üzere beyninizin yıkanmasına izin vermek yerine, kendi beyninizi kendiniz yıkayın. Kitap okuyabilir, YouTube’da motivasyonel, eğitici, öğretici, videolar izleyebilirisiniz. Podcastleri dinleyebilirisiniz. Çünkü olan biten şudur. Ne izlerseniz izleyin beyniniz yıkanacaktır, o halde medyanın size dayattığı şeylerle beslenmek yerine neden kendi yararınıza olacak şekilde kendi beyniniz yıkamıyorsunuz. Çünkü size dayatılanı alırsanız, beyninizde oluşturulan hastalıklarla uğraşmak zorunda kalacaksınız.