İYİ/KÖTÜ İNSAN OLMAK ELİMİZDE Mİ GENETİK Mİ?

Bilimadamlarının tanımladığı bir insan durumu var. Aşırı özgecilik. Yani; “İnsanın tanımadığı kişiler için ciddi zarar görme riskini göze alarak yaptığı fedakarlık.”

Fedakarlık, cömertlik, merhamet gibi iyi duygulara sahip aşırı özgecilere karşı bencillik, şiddet ve yıkıcı duygulara sahip psikopatlar. Peki neden aşırı özgeci, psikopat yada normal insan oluyoruz.

Şikago Üniversitesinden sosyal nörolog Jean Decety’e göre her iki davranışında kökeninde evrimsel dürtüler yer alıyor. Büyük toplumsal gruplar arasında işbirliği, hayatta kalmak için şart fakat kaynak için mücadele de beraberinde geliyor.

“Yeryüzünün en sosyal aynı zamanda en vahşi türüyüz. İki yüzümüz var, ikisi de varlığımızı sürdürmek için önemli.”

PEKİ BU İYİLİK VE KÖTÜLÜK NEREDEN GELİYOR?

30 yıldır araştırmacılar iyilik ve kötülüğün nereden geldiğini araştırıyorlar ve görünen o ki bu bir duygusal özellikle alakalı: Empati. Yani beynin içten gelen bir yetiyle başka bir kişinin hissettiklerini yaşayabilmesi

Şiddet içeren, psikopatik ve antisosyal davranışların sebebi ise sinirsel devrelerdeki bozukluktan kaynaklanan empati yoksunluğu.

New Mexico Üniversitesi Mind Research Network (ZihinAraştırma Ağı) görevli nörobilimci Kent Kiehl ve meslektaşları 2007 den bu yana TIR’a yerleştirdikleri MR ile 4 binden fazla mahkumun beynini incelediler. Ahlaki karar verme biçimini test etmek üzerine Ku klux klan’ın haç yakması yada öldüresiye dövülmüş bir adamın görüntüleri gibi bazı kötü görüntüler göstererek bunları puanlamaları istendi. İşin ilginç yanı psikopatlar, empati duygusuna sahip insanlardan farklı puanlamadılar. Fakat sorun şu ki beyinlerinin duygu işleme, karar verme, dürtüleri kontrol etme ve hedef koymadan sorumlu birimleri amigdala ve orbitofrontal korteks’de düşük aktivite yani bozukluklar görüldü. Psikopatların beyninde, diğer mahkumlara göre %5 ila 7 daha az gri madde var. Psikopatlar bu eksikliği normalde duygu alanına ait olan bir şeyi, beyinlerinin başka kısımlarıyla bilişsel olarak taklit ederek kapatıyor. Yani psikopat, doğru ile yanlışı ayırt etmek için düşünmek zorunda, oysa bizler bu ayrımı hissediyoruz. (Biz derken aranızda psikopat yok farzediyoruz 🙂 )

Antisosyal davranış geçmişine sahip annelerin doğurduğu 561 çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada, sıcak ve şefkatli bir yuva sunan ailelerce evlat edinilmiş olanların katı–duygusuz kişilik özelliği gösterme olasılıklarının, bu denli şefkat göstermeyen ailelerle birlikte yaşayanlara göre çok daha az olduğu ortaya çıktı.

BU DURUM KALICI MI DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

İyi haber araştırmacılar son 10 yılda sosyal beynimizin yetişkinlikte bile hala esnek olduğunu ve eğitilebilir olduğunu keşfettiler.

Wiskonsin’de Mendota Genç Tedavi merkezinde görevli uzman psikolog Michael Caldwell’in “Aslında bunlar insanlıkla bağlarını koparmış tipler, kimseyle bir bağları yok ve herkese karşı düşmanca bir tavır içerisindeler” diye tanımladığı gençler ile yaptığı çalışmada, merkezdeki gençlerin bir dizi davranış ölçeğine göre puanlanarak, iyi puan alanların ertesi gün ödüllendirildiği fakat kötü hareketlerin cezalandırılmadığı bir pozitif sistemde, gençlerin zaman içinde daha düzgün davrandıkları ve katı-duygusuz kişilik özelliklerinin azaldığı gözlemleniyor. İyileşme sadece merkezde kalmıyor, tedavi edilip bırakılan gençlerin, bırakılmalarını izleyen 2. ve 6. yıllar arasında, bu tip pozitif yönlendirme uygulamayan merkezlere göre çok daha az sayıda ve hafif suçlar işlendiği kaydedilmiş.

Kaynak: National Geographics Ocak 2018

Related posts

Leave a Comment